|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 12 Kasım 2009 01:12 |
|
1. Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ حَجَّ هَذَا الْبَيْتَ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَمَـا وَلَدَتْهُ أُمُّهُ.))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“Kim bu Evi (Beytullah'ı)hacceder de kötü söz söylemez (veya eşiyle cinsel ilişkide bulunmaz)ve günah işlemezse, annesinden doğmuş gibi geri döner (günahlarından arınmış olarak döner.)”[1]
Müslim’in bir rivâyetinde de şöyle denilmektedir:
(( مَنْ أَتَى هَذَا الْبَيْتَ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ رَجَعَ كَمَـا وَلَدَتْهُ أُمُّهُ.)) [ رواه مسلم]
“Kim bu Eve (Beytullah'a)gelir de kötü söz söylemez (veya eşiyle cinsel ilişkide bulunmaz)ve günah işlemezse, annesinden doğduğu gibi geri döner.”[2]
Bu lafız hem hac, hem de umreyi kapsar.[3]
2. Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( الْعُمْرَةُ إِلَى الْعُمْرَةِ كَفَّارَةٌ لِـمَـا بَيْنَهُمَـا، وَالْـحَجُّ الْـمَبْرُورُ لَيْسَ لَهُ جَزَاءٌ إِلَّا الْـجَنَّةُ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2009 04:19 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Jovidoni Tillozod tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 17 Kasım 2009 14:34 |
|
İnsan için hayat ve ölüm kelimeleri iki ayrı doğumun isimleridir. Birincisi dünyaya gelişi, diğeri ise dünyadan kabir alemine göçüşü ifade eder.
“Bir müminin ölerek bu dünyadan çıkıp gitmesini, bir çocuğun ana rahminden, o nemli karanlık yerden geniş dünya sahasına çıkmasından başka bir şeye benzetmem.” Hadis-i Şerif
Nur Külliyatında ölüm için yapılan tariflerden birinde “terhis” ifadesi kullanılır.
Ölüm hiçlik olmadığına göre, ruhun bedende görev alması gibi, bu görevinden terhis olması da bir ilahi tasarruf, bir rabbani icraattır.
Bu iki ayrı fiilin icrası Allah’ın iki ayrı isminin tecellisiyle gerçekleşir. Birincisi Muhyi (hayatlandıran, hayat verici), diğeri Mümit (ölümü verici, ölümü tattıran.)
Terhis olan kişi artık kışlasında yoktur, ama yeni bir beldenin sakini olmuştur.
Yine Nur Külliyatında Mümit isminin açıklaması yapılırken şu ifadelere yer verilir:
“Mevti veren O’dur. Yani, hayatı veren O olduğu gibi, hayatı alan mevti veren dahi yine O’dur.” (Mektûbat)
Bilim adamları hayatın ne olduğunu ve nasıl meydana geldiğini anlamak için nice ömürler tüketmişler.
Bu konuda İslam alimlerinin çok önemli bir tespitleri var: |
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2009 03:21 |
|
Devamını oku...
|
|
İslam, müslüman olmayanlara rahmet ve sevgi gözüyle bakar mı? |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 12 Kasım 2009 00:28 |
|
Bütün övgüler Allah’adır.
Birincisi:
İslam’ın insanlığa bakışında rahmet ve sevgi doludur. Bundan başkası da zaten düşünülemez. Çünkü İslam dini Allah’ın koyduğu dindir. Bütün insanlığı bu dine girmeye davet etmektedir. Aynı zamanda Allah bu dini vahy etti. Yaratılmışların en merhametlisi Muhammed’in –sallallahu aleyhi ve selem- kalbine indirdi. Bunun doğruluğunu Allah’ın Kitabı şu ayette doğrulamaktadır: “Biz seni göndermedik ancak âlemlere rahmet olasın diye(gönderdik)” el-Enbiya, 107
Kur’an-dan, Sünnetten ve Peygamberin hayatından bu anlamı pekiştiren durumlara delil getirebiliriz. Bunun için birçok tablolar ortaya çıkmaktadır:
1- İslam’a davet etmek ve insanları şirk ve küfürden kurtarmak
Bu konuda Kur’an ve Sünnetin emirleri Müslümanları insanları Allah’ı birlemeye ve bu uğurda malları, vakitleri ve canları harcamaya davet etmektedir. Bu durum da ancak âlemlere rahmet olmak içindir. Onları kullara ibadet etmekten kurtarıp kulların rabbine ibadet etmelerini sağlamaktır. Onları dünyanın darlığından çıkarıp dünya ve ahiretin genişliğine ulaştırmaktır. Allah şöyle buyurmaktadır: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. “Âl-i İmran, 104) |
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2009 03:55 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Şiî akımı kaç bölüme ayrılır ve inanç olarak farklı yönleri nelerdir? |
|
|
|
|
Jovidoni Tillozod tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 17 Kasım 2009 14:49 |
|
Şiîler yirmi iki fırkaya ayrılmıştır. Bunlar:
1-Sebeiyye Fırkası: Kurucusu, Abdullah İbn-i Sebe’dir. Temel inançları; Hz. Ali’ye ve evlâtlarına ulûhiyet isnat etmektir. Onun ölmediğini, aslında ölenin, onun kılığına giren bir şeytan olduğunu iddia ederler. Hz. Ali ise, göğe çıkmıştır. Gök gürlemesi onun sesi; şimşek çakması ise, onun kamçısının şakırtısıdır.
2-Kâmiliye Fırkası: Bu fırkaya göre, imamet (imamlık) bir nurdur. İmam, aynı zamanda nebidir. Bunlar sahabeyi tekfir ederler.
3-Ulyaniyye Fırkası: Hz. Ali ve oğullarına ulûhiyet isnat eden bu fırka mensupları, Hz. Peygamber’in (asm.) Hz. Ali tarafından gönderildiğine inanırlar.
4-Muğapriyye Fırkası: Bunlar, Cenâbı Hak için “Nûrdan bir recul (erkek) sûretindedir ve başında nûrdan bir tâc vardır.” derler ve daha böyle sayısız köhne hurâfe ve efsanelere inanırlar ki, şeytanları bile hayrette bırakır.
5-Mensuriyye Fırkası: “İmamlar masumdur, peygamberler hatadan hâli değildirler, imamlar mertebece peygamberlerden daha üstündürler; “ gibi sayısız hurâfe ve efsanelere dayanır.
6-Hatabiyye Fırkası: Bunlara göre: Dünya ebedîdir. Cehennem diye bir şey yoktur. Bunlar, haram, helâl tanımazlar.
7-Haşimîyye Fırkası: Cenâbı Hakk’ı insan sûretiyle yâd eder, |
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2009 04:39 |
|
Devamını oku...
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 12 Kasım 2009 00:21 |
|
Tevessülün çeşitleri nelerdir?
Hamd, yalnızca Allah'adır.
"Tevessül" ve "Vesîle" kelimesi ile dört şeyden birisi kastedilir.
Birincisi:
O olmadan Allah Teâlâ'ya îmânın tam olmadığı tevessül.Bu tevessül, Allah Teâlâ'ya ve Elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e îmân ve itaat etmekle Allah Teâlâ'ya tevessülde bulunmaktır.
Nitekim Allah Teâlâ'nın şu sözünden kastedilen tevessül budur:
( يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَابْتَغُوا إِلَيْهِ الْوَسِيلَةَ وَجَاهِدُوا فِي سَبِيلِهِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ) [ سورة المائدة الآية: ٣٥ ]
"Ey îmân edenler! Allah'tan korkun ve O'na (itaat ve O'nun hoşnut olduğu amellerle) yaklaşmaya vesile arayın.O'nun yolunda savaşın ki kurtuluşa eresiniz (O'nun cennetini kazanasınız.)" ( Mâide Sûresi: 35 )
Allah Teâlâ'ya, güzel isimleri ve yüce sıfatlarıyla tevessülde bulunmak da bu tür tevessüle girer.
Tevessülde bulunan kimse, itaat olan amelleri işlemek ve onları vesile kılmak sûretiyle Allah Teâlâ'ya yalvarır ve O'ndan ister.
İkincisi:
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 18 Kasım 2009 04:37 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 2 |